vincent van gogh

Showing 11 posts tagged vincent van gogh

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Self-Portrait with Felt Hat (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 44 cm × 37,5 cm
Van Gogh, Arles'e gitmeden önce Seurat‘la ve onun geliştirdiği noktacılık tekniği ile tanışmıştı,... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Self-Portrait with Felt Hat (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 44 cm × 37,5 cm

Van Gogh, Arles'e gitmeden önce Seurat‘la ve onun geliştirdiği noktacılık tekniği ile tanışmıştı, bahsetmiştim. Van Gogh, Seurat'ı anlamaya çalıştığını ancak onu takip etmediğini söylemişti. Van Gogh gibi bir yaratıcının yapacağı anlama şekli, elbette bunu en üstün şekilde sanatına adapte etmek olacaktı. Bu portre böyle ortaya çıktı. Seurat'ın noktacılık tekniği o kadar çok emek istiyordu ki, bir resmi 2 yılda adeta dokur gibi işlediğinden bahsetmiştim,  izlenimcilik ona göre spontane ve özensizdi. Bu, görmeye çok alıştığımız bir oto-portre olduğundan, onu popüler bulabilir ve küçümseyebilirsiniz. Lütfen bu yanılgıya düşmeyin. Şimdi lütfen buraya tıklayın ve Van Gogh'un bu oto-portresini nasıl dokuduğuna bir bakın. Bu bir şaheser! Van Gogh’un hayatını “Starry Night - Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri’ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da, “Trees and Undergrowth”a 26 Aralık‘ta, “The Bedroom”a 21 Ocak‘ta ve “The Church in Auvers-sur-Oise”a ise 5 Şubat’ta, Cafe Terrace at Night'a ise 14 Şubat'ta yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Cafe Terrace at Night (1888)
Nerede : Kröller-Müller Museum, Otterlo, Hollanda
Boyutu: 80,7 cm × 65,3 cm
İşte Van Gogh'u gece resimlerine ve özellikle yıldızları resmetmeye motive eden Cafe Terrace. Van... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Cafe Terrace at Night (1888)

Nerede : Kröller-Müller Museum, Otterlo, Hollanda

Boyutu: 80,7 cm × 65,3 cm

İşte Van Gogh'u gece resimlerine ve özellikle yıldızları resmetmeye motive eden Cafe Terrace. Van Gogh ilk kez bu resimde yıldızlara yer vermişti, sonrası biliyorsunuz adeta bir patlama yaşadığı “Starry Night"a kadar gitti. Van Gogh bu resmi yapmaya, bu cafeyi gece gördüğünde karar vermiş. Renklerinden çok etkilendiği için, resmi gözünün gördüğü şekilde, az ışık altında gece yapmaya karar vermiş. Normalde yapılan elbette gündüz gözü bir güzel taslağını çizip, geceden kalanlarla gün ışığında rahat rahat boyamaktır. Van Gogh mektubunda bu resimden şöyle bahsediyor; "Şu bir gerçek ki, gece ışığında yeşil yerine mavi görebilirim, lilayı mor seçebilirim. Ama beyaz ışıktan, mum ışığına geçtiğin zaman en zengin sarıları ve turuncuları yakalayabiliyorsun.” Bu resmi bahsettiği şekilde bir mum ışığında, gözünün o an gördüğü ve onu etkileyen renklerle resmetmiş. Zaten olay da bu değil mi, bu bir fotoğraf değil ki, olay bir saniye deklanşöre basmaktan ibaret değil. Bir ressamın gördüğü bir şeyi resmetmek için ne kadar motive olması gerektiğini düşünün. Bu cafe, o gece o saatlerde, işte tam da Van Gogh'un resmettiği şekilde görünüyordu.  O yüzden bu kadar muhteşem ve etkileyici. Terasın alt kısmı sapsarı, gözyüzü mavi, arnavut kaldırımları lilaya çalıyor, sağda yemyeşil bir ağaç. Bugün bu cafe elbette bir Van Gogh Cafe'ye dönüştürülmüş durumda, bu durumu turistik ve itici bulmuyorum. Ben de Arles'e kadar gitsem, bu cafenin artık bugün bir bakkal olmasındansa cafe olarak kalmasını ve Van Gıgh ile dolup taşmasını tercih ederdim, bir güzel de kahvemi içerdim. Cafe bugün nasıl görünüyor derseniz, burada.  Van Gogh’un hayatını “Starry Night - Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri’ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da, “Trees and Undergrowth”a 26 Aralık‘ta, “The Bedroom”a 21 Ocak‘ta ve “The Church in Auvers-sur-Oise"a ise 5 Şubat'ta  yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Church in Auvers-sur-Oise, View from the Chevet (1890)
Nerede : Orsay, Paris, Fransa
Boyutu: 94 cm x 74 cm
Van Gogh, Arles'teki kulak kesme macerası sonrası kardeşi Theo'yu ve Gauguin'i dehşete... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Church in Auvers-sur-Oise, View from the Chevet (1890)

Nerede : Orsay, Paris, Fransa

Boyutu: 94 cm x 74 cm

Van Gogh, Arles'teki kulak kesme macerası sonrası kardeşi Theo'yu ve Gauguin'i dehşete düşürmüş, ardından kendini Saint-Rémy'deki akıl hastanesinde bulmuştu. Ortalık sakinleşince Theo'ya yani Paris'e yakın olan Auvers-sur-Oise'deki kliniğe geçti. Burada hem Theo'nun, hem de birçok ressamın arkadaşı olan Dr.Gachet onu tedavi etmeyi kabul etmişti. Dr.Gachet‘i Van Gogh'un portresinden hatırlarsınız, Van Gogh doktorun bu portresini yaptıktan tam 100 yıl sonra, 1990'da, resim 82,5 milyon dolara satıldı. O yıl bu bir rekordu, resme ödenen para, bugünün parasıyla 144,1 milyon dolar ediyor, yani dünya üzeride satışı gerçekleşen en pahalı 5. resim. Van Gogh, Auvers-sur-Oise'de çok verimli bir döneme girmişti, her şey yolunda görünüyordu. Hem doktor hem de Theo iyileştiğini düşünüyordu. Ama malum sonu biliyorsunuz, Auvers-sur-Oise'de topu topu iki ay geçirebildi, ve hayatını başarısız bir intihar girişimi ile sürünerek sonlandırdı. Bu resme konu olan kilise, 13. yy'dan kalma gotik tarzıyla Auvers-sur-Oise'in en gösterişli binalarından biri. Kilisenin bugünkü halini, Van Gogh'un açısından görmek isterseniz buraya tıklayın. Dilerseniz bu bağlantıdan 360 derece görüşle bakabilir, hatta kilisenin içini bile ziyaret edebilirsiniz. Van Gogh'un görüp de resmettiği bir şeyi, capcanlı gözle görmek, ona olan hayranlığımı daha da arttırıyor. İşte aynı bina, biz de bakıyor, görüyoruz… O da bakıyor, ne görüyor, daha doğrusu nasıl görüyor. Van Gogh her ne kadar stiliyle post-impressionist olarak anılsa da, onun stiline henüz bir ad vermediğimiz ortada. O sadece resim yaptığı dönem göz önünde bulundurularak bir akımın içinde gruplandırılıyor. Bana göre bu stil, Van Gogh stili ve bu dünyada gelmiş geçmiş en eşsiz stil. Bu yer verdiğim 9. Van Gogh resmi oldu. Favorim olan ve benim en iyi 365 listeme girecek 2 resmi daha var, önümüzdeki 20 güne sığdıracağım. Van Gogh’un hayatını “Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri’ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da, “Trees and Undergrowth”a 26 Aralık‘ta ve “The Bedroom"a 21 Ocak'ta yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Bedroom (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 72 cm x 90 cm
Tahmin ediyorum, pek çoğumuzu Van Gogh'la tanıştıran, daha çocuk yaşta onu sevmemizi ve eğlenceli bulmamızı sağlayan... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Bedroom (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 72 cm x 90 cm

Tahmin ediyorum, pek çoğumuzu Van Gogh'la tanıştıran, daha çocuk yaşta onu sevmemizi ve eğlenceli bulmamızı sağlayan bu resimdi. Arles'teki meşhur sarı evinde bulunan yatak odası. Van Gogh resmi yapmadan önce odayı itinayla dekore etmiş. Theo'ya yazdığı mektupta, resmin en önemli özelliğinin renkleri olduğunu söylemiş. Tek tek anlatmış, duvarlar solgun menekşe, yatak ve sandalyeler taze tereyağı renginde, kapılar lila… Bu gördüğünüz resim, Van Gogh'un anlattığı renklere uyacak şekilde düzenlenmiş bir versiyonu, resim orjinalini görebilmemiz için özellikle bunu koydum. Resmin bugünkü  halinde ise renklerde değişim var, araştırmacılar renklerde özellikle kırmızı pigmentin solduğunu söylüyor, işte bu sebeple lila olan kapı mavi, ve diğer renklerde de solgunluk var. Resmin bugünkü halini detaylı bir şekilde görmek isterseniz burada. Araştırmacılar, Van Gogh'un gözünden bir canlandırma yapmak için Arles'teli sarı evin bu odasını yeniden aslına uygun dekore etmişler, bu fotoğrafa bir bakın, bu harika odada kim yaşamak istemez ki! Van Gogh bu resimden itinayla 2 kopya daha yapmış, yani onun da favorilerinden. Yatak odasının pencerelerine dikkat ederseniz yeşil kepenkler kapalı. Duvardaki resimler de yine kendi yaptıklarından. Sağdaki portrelerden biri Paul-Eugene Milliet, diğeri Eugene Boch‘a ait. Tavanı özellikle basıp yapmış, Japon etkisi vermek için. Perspektif ise yine bilinçli olarak biraz garip. Evin sağ tarafı biraz yamukmuş, Van Gog sağ taraftan tavanı göstererek bu durumu da dahil etmiş resmine. Bu yer verdiğim 8. Van Gogh resmi oldu, 25 Şubat gelmeden mutlaka yer vermem gereken 2 resmi daha var. Van Gogh’un hayatını “Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri'ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da ve “Trees and Undergrowth"a 26 Aralık'ta vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. Her resimde Van Gogh ile ilgili başka bir şey keşfedeceksiniz.

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Trees and Undergrowth (1887)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 46,5 cm x 55,5 cm
Dün de bahsettiğim gibi, artık son 2 aya girmem sebebiyle iyice panikledim, en sevdiğim resimler 365... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Trees and Undergrowth (1887)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 46,5 cm x 55,5 cm

Dün de bahsettiğim gibi, artık son 2 aya girmem sebebiyle iyice panikledim, en sevdiğim resimler 365 güne sığmalı! Üstelik daha Van Gogh'tan yer vermem gereken daha bir sürü resim var. Bu muhteşem orman resmi, Van Gogh'un Arles öncesi resimlerinden. Bu resim, son 6 yıldır duvarımda asılı, gördüğüm her an bana taze nefes aldırıyor, huzur veriyor. İzlenimciler ve Barbizon  okulu arasında orman resimleri ve özellikle ağaç altındaki çalılıklar önemli bir konuydu. Hatta sadece bu ağaç altındaki çalıkların resimlerini ifade eden, Fransızca özel bir isim bile vardı; sousbois! Van Gogh, fırça darbeleriyle yeşilin her tonunu, sabırla bir nakış gibi işlemiş. Güneşin ormanda yarattığı renk dalgalanmalarını yeşilin tonlarına ek olarak bazen sarı, bazen beyaz ve hatta kırmızı ile yansıtmış. Van Gogh’un hayatını, Yıldızlı Gece resmi eşliğinde 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da, The Courtesan’I  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’i 20 Eylül‘de, son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows”u 1 Kasım‘da anlatmıştım.  Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayıp ve Van Gogh dünyasında kaybolabilirsiniz.

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Wheatfield with Crows (1890)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 50,2 cm x 103 cm
Van Gogh'un son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows” yani... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Wheatfield with Crows (1890)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 50,2 cm x 103 cm

Van Gogh'un son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows” yani “Kargalarla Buğday Tarlası”, Van Gogh'un sanatında adeta patlama yaşadığı son 4 yılında belki de kasvet içeren tek resmidir. Bu yüzden de intihar etmeden önce, bu resmi yaptığı düşünülür. Belki de resimleri bu şekilde anlamlandırmayı çok sevdiğimizden.  Bu resmi 10 Temmuz'da tamamladığını söyleyen bir notu var. Vefat ettiği 29 Temmuz'dan önce tamamlanmış olduğu tahmin edilen 3 resim daha var, biri 14 Temmuz tarihli. Sonuçta, ihtihar etmesine günler kala tamamladığı resimlerden biri olduğu gerçek. Van Gogh, kulağını kesmesi ve Gauguin'i çıldırtmasının ardından, Arles'i terketmek zorunda kalmış, Theo'ya yani Paris'e yakın Auvers'teki Saint Remy hastanesinde kalmaya başlamıştı. Bu manzara da Auvers'den. Özellikle bu resimden değil ama, genel olarak buğday tarlalarını konu ettiği resimlerinden Theo'ya mektuplarında bahsetmişti. Mavi gözyüzü altında sarı buğday tarlaları, yarattığı kontrast ile çok ilgisini çekiyordu. Kızgın gözyüzü altında, rüzgardan şişmiş buğdaylar enginlik hissini çok iyi veriyordu. Bunun yanlızlığını ve üzüntüsünü çok iyi ifade ettiğini düşünüyordu. Ama karamsar anlam çıkmasını istemiyordu bundan, buğday tarlalarının ve bu açıkhava manzarasının ona çok iyi geldiğini de ekliyordu. Bu resim de Van Gogh'un çift kare olarak adlandırılan, yatay resimlerinden. Boyu, eninin iki katı olan kanvasları son zamanlarda severek kullanıyordu. Uzmanlar yıllardır resimdeki kargaları ölümün habercisi, ufukta bitmeyen yolu kaybolmuşluk, yer ve gökyüzünün birbirine karışmasını buhran olarak yorumladı durdu. Birden fazla ışık kaynağı olmasını anlamlandırmaya çalıştı, biri ay ya da güneşse, diğeri neydi? Bilemeyiz ki… Belki de bu sadece Van Gogh'un şahit olduğu enfes manzaralardan biriydi. Temmuz'da, hasat zamanının tam da ortasında, tarlaya kargalar üşüşmüş, böylesine dramatik bir manzarayı Van Gogh'a göz ziyareti olsun diye sunmuşlardı. Hem belki de Van Gogh intihar etmemişti, kendini yaralayıp iki gün süresince ağır ağır ölmesi sadece bir kazaydı. Van Gogh’un hayatını, Yıldızlı Gece resmi vesilesiyle 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da, The Courtesan'I  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev'i ise 20 Eylül‘de anlatmıştım. Bu muhteşem resimleri hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Yellow House (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 72 cm x 91,5 cm
Van Gogh'un Arles'i güneyin stüdyosu yapma hayalleriyle kiraladığı meşhur sarı ev! Binalardan sağ köşedeki Van... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Yellow House (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 72 cm x 91,5 cm

Van Gogh'un Arles'i güneyin stüdyosu yapma hayalleriyle kiraladığı meşhur sarı ev! Binalardan sağ köşedeki Van Gogh'un, 4 odalı evi… Odalardan biri Gauguin için ayrılmıştı hatırlarsınız. Sol köşedeki evin altı bakkal, Van Gogh tütünlerini, absinthini buradan mı alıyordu acaba? Uzakta sağda, tren yolu görünüyor. Van Gogh, Theo'ya yazdığı mektupta, bu resimden bahsetmişti. Güneş vurduğunda, sarı binalar öylesine parlıyor ki, ve gökyüzü keskin bir mavilikte nasıl da derin… demiş Van Gogh. Bu Van Gogh'dan 5. bahsedişim. Daha önce okumayanlar için, Van Gogh'un hayatını, Gauguin ile olan olaylarını Yıldızlı Gece resmi vesilesiyle 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da,  ise Ayçiçekleri’ni, 29 Ağustos‘ta ise The Courtesan resmini anlatmıştım. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. (Ev gibisi yok!)

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Courtesan (1887)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 105,5 cm x 60,5 cm
Van Gogh'un benim için en ilham verici resimlerinden biri The Courtesan, yani “Fahişe”. Van Gogh kadar gözü... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Courtesan (1887)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 105,5 cm x 60,5 cm

Van Gogh'un benim için en ilham verici resimlerinden biri The Courtesan, yani “Fahişe”. Van Gogh kadar gözü farklı gören bir yaratıcı dahinin bile, beğendiği bir çizimi kopyalaması; benim gibi çizim yeteneği olmayanların dahi harikalar yaratabileceğinin bir müjdecisi gibi geliyor. Van Gogh, Japon kültürüne ilgi duyduğu bu yıllarda, 1886'da Paris Illustre dergisinin kapağından yayınlanan ve Keisa Eisen tarafından yapılmış bu çizimi çok beğeniyor. Bu çizimi bire bir kopyalıyor, hem de bakarak değil, baya büyük kopyasını çıkartıp, kendi kanvasına kopya kağıdı olarak kullanarak. Bu kadını sapsarı bir çerçeve içinde kullanıp, diğer parlak renklerini de ekleyince, Van Gogh'un elinden görsel bir şölen çıkmış. Eisen'den aldığı sadece kadının görseli, ama Van Gogh'un resminde dış alanda kullandığı diğer görseller de farklı Japon yayınlarından esinlenme. Resme dikkatli bakarsanız, önde bir kurbağa, solda bir turna ve üstte uzakta küçük bir sandal görürsünüz. Resimde kullanılan, kurbağa ve turna bambularla uyum sağladığından değil, sembolizm içerdiği için kullanılmış. Turna ve kurbağa, fahişe kadınlar için kullanılan kelimelermiş. Van Gogh'u ve Yıldızlı Gece resmini 13 Mart‘ta anlatmıştım, 26 Haziran'da Theo'nun oğlu için yaptığı Almond Blossom'u, 29 Temmuz'da ise Ayçiçekleri'ni. Resimleri hatırlamak isterseniz, tarihlere tıklamanız yeterli. Van Gogh'un Eisen'den kopyaladığı çizimi ve kopya kağıdını görmek isterseniz de Facebook albümünde http://www.facebook.com/gunde1resim

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Sunflowers - 12 Sunflowers in a Vase (1888)
Nerede : National Gallery, Londra, İngiltere
Boyutu: 92,1 cm x 73 cm
Van Gogh'un ayçiçeklerine olan tutkusu, 1887'de Paris'te başlamıştı, bu kompozisyonda değil... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Sunflowers - 12 Sunflowers in a Vase (1888)

Nerede : National Gallery, Londra, İngiltere

Boyutu: 92,1 cm x 73 cm

Van Gogh'un ayçiçeklerine olan tutkusu, 1887'de Paris'te başlamıştı, bu kompozisyonda değil ama yerde yatar şekilde 4 tane ayçiçeği daha yapmıştı. Bugün bu Paris versiyonları sergilendikleri müzelerin önemli resimleri arasında. Gauguin, bu ayçiçekleri denemelerini çok beğenmişti, hatta iki tanesi onun olmuştu. Van Gogh, Gauguin'i Arles'e davet ettiğinde bu ayçiçeklerinin alasını yapmak istedi. 12'si birden bir vazoda! Gauguin'in kalacağı odayı dekora edecekti. İlkini 1888'de, ikincisini 1889'da yaptı. Bu National Gallery'deki ilk versiyon, ikinci versiyon ise Amsterdam'daki Van Gogh müzesinde. Birbirinden ayırmak için en kolay yol, “Vincent” şeklindeki imzasını yoklamak. Vincent, vazonun koyu sarı kısmındaysa ilk versiyon, açık sarı kısımdaysa ikinci versiyon. Van Gogh'u ilk 13 Mart'ta anlatmıştım, kısaca hayatını ve Gauguin ile yaşadıklarını hatırlamak isterseniz burada. Van Gogh'un Almond Blossom resmini ise 26 Haziran'da anlatmıştım. 15 Haziran'da ise Gauguin'in Van Gogh'u bu ayçiçeklerini resmetme anını hicvettiği resmi anlatmıştım, o da burada.  

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Almond Blossom (1890)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 73,5 cm x 92 cm
Van Gogh 1890’da, yani hayatını kaybettiği senenin başında, çok sevdiği kardeşi Theo’dan bir mektup aldı.... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Almond Blossom (1890)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 73,5 cm x 92 cm

Van Gogh 1890’da, yani hayatını kaybettiği senenin başında, çok sevdiği kardeşi Theo’dan bir mektup aldı. Theo’nun bir oğlu olmuştu ve adını eşi ile birlikte Vincent koymuşlardı. Bu habere çok sevinen Van Gogh, onlara özel bir resim hediye etmek istedi. Hem Japon sanatı etkisinde olan, hem de Arles’de tomurcuk açan ağaçlardan etkilenen Van Gogh, bir badem ağacının tomurcuklarının patladığı, bembeyaz çiçekli halini mavi gökyüzü önünde boyayıverdi. Bu resim pek de Van Gogh’tan görmeye alışık olmadığımız tarza olduğundan, sevenlerinin gözünde ayrı bir yeri var. Doğu kültüründe, badem ağaçları Şubat’ta çiçek vererek, baharın gelişini müjdeliyor. Tıpkı küçük Vincent’ın doğumunu müjdeler gibi. Van Gogh’u 13 Mart’ta anlatmıştım, hatırlamak isterseniz linki http://goo.gl/hCixa .

Ressam : Vincent van Gogh (1853-1890)
Resim : The Starry Night – Yıldızlı Gece (1889)
Nerede : Moma, New York, ABD
Boyutu : 73,7 cm x  92,1 cm
Hollandalı post-impressionist ressam Van Gogh, 37 yıllık yaşamının sadece son 10 yılında resim (2000’e... High-res

Ressam  :  Vincent van Gogh (1853-1890)

Resim  :  The Starry Night – Yıldızlı Gece (1889)

Nerede  : Moma, New York, ABD

Boyutu  : 73,7 cm x  92,1 cm

Hollandalı post-impressionist ressam Van Gogh, 37 yıllık yaşamının sadece son 10 yılında resim (2000’e yakın)  yaptı. Resim yapmaya çok sevdiği kardeşi Theo’nun ısrarıyla başladı. Resim yaptığı ilk 6 yılda, tarzını bulmaya çalıştı, Theo’nun gönderdiği parayla malzemeler aldı, tekniğini geliştirdi, ama bu yıllarda kendine iyi bakmadı, ruhsal çöküntüler yaşadı. 1886’da kardeşinin yanına gitti, Theo’nun Paris’te Monet, Degas gibi ünlü izlenimci ressamların resimleriyle dolu bir galerisi vardı. Seurat’la tanışıp, noktalama tekniğini öğrendi, kendine adapte etti. 1888’de çok sevdiği güney Fransa’ya, Arles’e taşındı, beslenmesi  tütün ve absinth’ten ibaret olmuştu, ya absith’ten ya boya yemekten sarı renklere ayrı bir düşkünlüğü oldu.  Arkadaşı Gauguin’i birlikte çalışmak için meşhur sarı evine davet etti.  Gauguin ve Van Gogh’un 2 aylık macerası, sanat açısından çok verimli başlayıp, bir tartışmaları sonrasında Van Gogh’un kendi kulağını kesmesi şokuyla sonuçlandı. Bugün o kulağı Gauguin’in kesmiş olabileceği  tartışmaları hala devam etmektedir. Gauguin, Van Gogh’un delirdiğini düşündü, O’nu Theo’ya şikayet etti  ve Arles’i o gün terketti.  1888’den sonra Van Gogh ‘un hayatı tedavi merkezlerinde geçti ancak verimli bir döneme girmişti ; en ünlü resimlerini son 2 yılında yaptı. Yıldızlı Gece resmini Saint-Remy’deki akıl hastanesinde yaptı, odasının camından güneşin doğuşunu izlemiş ve çok etkilenmişti. Theo’ya yakın olmak için Paris’e yakın Auvers-sur-Oise’te bir kliniğe geçti. Buradaki 70 gününde, 70 resim yaptı. Ailesine, burada çok mutlu olduğunu söyleyen bir mektup da yazmıştı ancak bir gün resim malzemeleriyle çıktığı yürüyüşte kendini göğsünden vurdu, ve 2 gün sonra vefat etti. Van Gogh’un resimlerine bakışı ve hissettikleri Paris’te birlikte yaşadıkları 2 yıl dışında, Theo ile düzenli olarak mektuplaştığından bir nevi kayıt altındadır. Theo da, kardeşinden 6 ay kadar sonra frengiden vefat etti, bugün iki kardeş yan yana Auvers-sur-Oise’te yatmaktadır.