Van Gogh Museum

Showing 10 posts tagged Van Gogh Museum

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Self-Portrait with Felt Hat (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 44 cm × 37,5 cm
Van Gogh, Arles'e gitmeden önce Seurat‘la ve onun geliştirdiği noktacılık tekniği ile tanışmıştı,... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Self-Portrait with Felt Hat (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 44 cm × 37,5 cm

Van Gogh, Arles'e gitmeden önce Seurat‘la ve onun geliştirdiği noktacılık tekniği ile tanışmıştı, bahsetmiştim. Van Gogh, Seurat'ı anlamaya çalıştığını ancak onu takip etmediğini söylemişti. Van Gogh gibi bir yaratıcının yapacağı anlama şekli, elbette bunu en üstün şekilde sanatına adapte etmek olacaktı. Bu portre böyle ortaya çıktı. Seurat'ın noktacılık tekniği o kadar çok emek istiyordu ki, bir resmi 2 yılda adeta dokur gibi işlediğinden bahsetmiştim,  izlenimcilik ona göre spontane ve özensizdi. Bu, görmeye çok alıştığımız bir oto-portre olduğundan, onu popüler bulabilir ve küçümseyebilirsiniz. Lütfen bu yanılgıya düşmeyin. Şimdi lütfen buraya tıklayın ve Van Gogh'un bu oto-portresini nasıl dokuduğuna bir bakın. Bu bir şaheser! Van Gogh’un hayatını “Starry Night - Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri’ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da, “Trees and Undergrowth”a 26 Aralık‘ta, “The Bedroom”a 21 Ocak‘ta ve “The Church in Auvers-sur-Oise”a ise 5 Şubat’ta, Cafe Terrace at Night'a ise 14 Şubat'ta yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Bedroom (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 72 cm x 90 cm
Tahmin ediyorum, pek çoğumuzu Van Gogh'la tanıştıran, daha çocuk yaşta onu sevmemizi ve eğlenceli bulmamızı sağlayan... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Bedroom (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 72 cm x 90 cm

Tahmin ediyorum, pek çoğumuzu Van Gogh'la tanıştıran, daha çocuk yaşta onu sevmemizi ve eğlenceli bulmamızı sağlayan bu resimdi. Arles'teki meşhur sarı evinde bulunan yatak odası. Van Gogh resmi yapmadan önce odayı itinayla dekore etmiş. Theo'ya yazdığı mektupta, resmin en önemli özelliğinin renkleri olduğunu söylemiş. Tek tek anlatmış, duvarlar solgun menekşe, yatak ve sandalyeler taze tereyağı renginde, kapılar lila… Bu gördüğünüz resim, Van Gogh'un anlattığı renklere uyacak şekilde düzenlenmiş bir versiyonu, resim orjinalini görebilmemiz için özellikle bunu koydum. Resmin bugünkü  halinde ise renklerde değişim var, araştırmacılar renklerde özellikle kırmızı pigmentin solduğunu söylüyor, işte bu sebeple lila olan kapı mavi, ve diğer renklerde de solgunluk var. Resmin bugünkü halini detaylı bir şekilde görmek isterseniz burada. Araştırmacılar, Van Gogh'un gözünden bir canlandırma yapmak için Arles'teli sarı evin bu odasını yeniden aslına uygun dekore etmişler, bu fotoğrafa bir bakın, bu harika odada kim yaşamak istemez ki! Van Gogh bu resimden itinayla 2 kopya daha yapmış, yani onun da favorilerinden. Yatak odasının pencerelerine dikkat ederseniz yeşil kepenkler kapalı. Duvardaki resimler de yine kendi yaptıklarından. Sağdaki portrelerden biri Paul-Eugene Milliet, diğeri Eugene Boch‘a ait. Tavanı özellikle basıp yapmış, Japon etkisi vermek için. Perspektif ise yine bilinçli olarak biraz garip. Evin sağ tarafı biraz yamukmuş, Van Gog sağ taraftan tavanı göstererek bu durumu da dahil etmiş resmine. Bu yer verdiğim 8. Van Gogh resmi oldu, 25 Şubat gelmeden mutlaka yer vermem gereken 2 resmi daha var. Van Gogh’un hayatını “Yıldızlı Gece” resmi eşliğinde 13 Mart‘ta anlatmıştım. Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’a 26 Haziran‘da, Ayçiçekleri'ne 29 Temmuz‘da, The Courtesan’a  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’e 20 Eylül‘de, “Wheatfield with Crows”a 1 Kasım‘da ve “Trees and Undergrowth"a 26 Aralık'ta vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. Her resimde Van Gogh ile ilgili başka bir şey keşfedeceksiniz.

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Trees and Undergrowth (1887)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 46,5 cm x 55,5 cm
Dün de bahsettiğim gibi, artık son 2 aya girmem sebebiyle iyice panikledim, en sevdiğim resimler 365... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Trees and Undergrowth (1887)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 46,5 cm x 55,5 cm

Dün de bahsettiğim gibi, artık son 2 aya girmem sebebiyle iyice panikledim, en sevdiğim resimler 365 güne sığmalı! Üstelik daha Van Gogh'tan yer vermem gereken daha bir sürü resim var. Bu muhteşem orman resmi, Van Gogh'un Arles öncesi resimlerinden. Bu resim, son 6 yıldır duvarımda asılı, gördüğüm her an bana taze nefes aldırıyor, huzur veriyor. İzlenimciler ve Barbizon  okulu arasında orman resimleri ve özellikle ağaç altındaki çalılıklar önemli bir konuydu. Hatta sadece bu ağaç altındaki çalıkların resimlerini ifade eden, Fransızca özel bir isim bile vardı; sousbois! Van Gogh, fırça darbeleriyle yeşilin her tonunu, sabırla bir nakış gibi işlemiş. Güneşin ormanda yarattığı renk dalgalanmalarını yeşilin tonlarına ek olarak bazen sarı, bazen beyaz ve hatta kırmızı ile yansıtmış. Van Gogh’un hayatını, Yıldızlı Gece resmi eşliğinde 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da, The Courtesan’I  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev’i 20 Eylül‘de, son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows”u 1 Kasım‘da anlatmıştım.  Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayıp ve Van Gogh dünyasında kaybolabilirsiniz.

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Wheatfield with Crows (1890)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 50,2 cm x 103 cm
Van Gogh'un son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows” yani... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Wheatfield with Crows (1890)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 50,2 cm x 103 cm

Van Gogh'un son resmi olduğunu zannedilen ama aslında son resmi olmayan “Wheatfield with Crows” yani “Kargalarla Buğday Tarlası”, Van Gogh'un sanatında adeta patlama yaşadığı son 4 yılında belki de kasvet içeren tek resmidir. Bu yüzden de intihar etmeden önce, bu resmi yaptığı düşünülür. Belki de resimleri bu şekilde anlamlandırmayı çok sevdiğimizden.  Bu resmi 10 Temmuz'da tamamladığını söyleyen bir notu var. Vefat ettiği 29 Temmuz'dan önce tamamlanmış olduğu tahmin edilen 3 resim daha var, biri 14 Temmuz tarihli. Sonuçta, ihtihar etmesine günler kala tamamladığı resimlerden biri olduğu gerçek. Van Gogh, kulağını kesmesi ve Gauguin'i çıldırtmasının ardından, Arles'i terketmek zorunda kalmış, Theo'ya yani Paris'e yakın Auvers'teki Saint Remy hastanesinde kalmaya başlamıştı. Bu manzara da Auvers'den. Özellikle bu resimden değil ama, genel olarak buğday tarlalarını konu ettiği resimlerinden Theo'ya mektuplarında bahsetmişti. Mavi gözyüzü altında sarı buğday tarlaları, yarattığı kontrast ile çok ilgisini çekiyordu. Kızgın gözyüzü altında, rüzgardan şişmiş buğdaylar enginlik hissini çok iyi veriyordu. Bunun yanlızlığını ve üzüntüsünü çok iyi ifade ettiğini düşünüyordu. Ama karamsar anlam çıkmasını istemiyordu bundan, buğday tarlalarının ve bu açıkhava manzarasının ona çok iyi geldiğini de ekliyordu. Bu resim de Van Gogh'un çift kare olarak adlandırılan, yatay resimlerinden. Boyu, eninin iki katı olan kanvasları son zamanlarda severek kullanıyordu. Uzmanlar yıllardır resimdeki kargaları ölümün habercisi, ufukta bitmeyen yolu kaybolmuşluk, yer ve gökyüzünün birbirine karışmasını buhran olarak yorumladı durdu. Birden fazla ışık kaynağı olmasını anlamlandırmaya çalıştı, biri ay ya da güneşse, diğeri neydi? Bilemeyiz ki… Belki de bu sadece Van Gogh'un şahit olduğu enfes manzaralardan biriydi. Temmuz'da, hasat zamanının tam da ortasında, tarlaya kargalar üşüşmüş, böylesine dramatik bir manzarayı Van Gogh'a göz ziyareti olsun diye sunmuşlardı. Hem belki de Van Gogh intihar etmemişti, kendini yaralayıp iki gün süresince ağır ağır ölmesi sadece bir kazaydı. Van Gogh’un hayatını, Yıldızlı Gece resmi vesilesiyle 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da, The Courtesan'I  29 Ağustos‘ta, Sarı Ev'i ise 20 Eylül‘de anlatmıştım. Bu muhteşem resimleri hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. 

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Yellow House (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 72 cm x 91,5 cm
Van Gogh'un Arles'i güneyin stüdyosu yapma hayalleriyle kiraladığı meşhur sarı ev! Binalardan sağ köşedeki Van... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Yellow House (1888)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 72 cm x 91,5 cm

Van Gogh'un Arles'i güneyin stüdyosu yapma hayalleriyle kiraladığı meşhur sarı ev! Binalardan sağ köşedeki Van Gogh'un, 4 odalı evi… Odalardan biri Gauguin için ayrılmıştı hatırlarsınız. Sol köşedeki evin altı bakkal, Van Gogh tütünlerini, absinthini buradan mı alıyordu acaba? Uzakta sağda, tren yolu görünüyor. Van Gogh, Theo'ya yazdığı mektupta, bu resimden bahsetmişti. Güneş vurduğunda, sarı binalar öylesine parlıyor ki, ve gökyüzü keskin bir mavilikte nasıl da derin… demiş Van Gogh. Bu Van Gogh'dan 5. bahsedişim. Daha önce okumayanlar için, Van Gogh'un hayatını, Gauguin ile olan olaylarını Yıldızlı Gece resmi vesilesiyle 13 Mart‘ta, Theo’nun oğlu için yaptığı Almond Blossom’u 26 Haziran‘da , Ayçiçeklerini 29 Temmuz‘da,  ise Ayçiçekleri’ni, 29 Ağustos‘ta ise The Courtesan resmini anlatmıştım. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. (Ev gibisi yok!)

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : The Courtesan (1887)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 105,5 cm x 60,5 cm
Van Gogh'un benim için en ilham verici resimlerinden biri The Courtesan, yani “Fahişe”. Van Gogh kadar gözü... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : The Courtesan (1887)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 105,5 cm x 60,5 cm

Van Gogh'un benim için en ilham verici resimlerinden biri The Courtesan, yani “Fahişe”. Van Gogh kadar gözü farklı gören bir yaratıcı dahinin bile, beğendiği bir çizimi kopyalaması; benim gibi çizim yeteneği olmayanların dahi harikalar yaratabileceğinin bir müjdecisi gibi geliyor. Van Gogh, Japon kültürüne ilgi duyduğu bu yıllarda, 1886'da Paris Illustre dergisinin kapağından yayınlanan ve Keisa Eisen tarafından yapılmış bu çizimi çok beğeniyor. Bu çizimi bire bir kopyalıyor, hem de bakarak değil, baya büyük kopyasını çıkartıp, kendi kanvasına kopya kağıdı olarak kullanarak. Bu kadını sapsarı bir çerçeve içinde kullanıp, diğer parlak renklerini de ekleyince, Van Gogh'un elinden görsel bir şölen çıkmış. Eisen'den aldığı sadece kadının görseli, ama Van Gogh'un resminde dış alanda kullandığı diğer görseller de farklı Japon yayınlarından esinlenme. Resme dikkatli bakarsanız, önde bir kurbağa, solda bir turna ve üstte uzakta küçük bir sandal görürsünüz. Resimde kullanılan, kurbağa ve turna bambularla uyum sağladığından değil, sembolizm içerdiği için kullanılmış. Turna ve kurbağa, fahişe kadınlar için kullanılan kelimelermiş. Van Gogh'u ve Yıldızlı Gece resmini 13 Mart‘ta anlatmıştım, 26 Haziran'da Theo'nun oğlu için yaptığı Almond Blossom'u, 29 Temmuz'da ise Ayçiçekleri'ni. Resimleri hatırlamak isterseniz, tarihlere tıklamanız yeterli. Van Gogh'un Eisen'den kopyaladığı çizimi ve kopya kağıdını görmek isterseniz de Facebook albümünde http://www.facebook.com/gunde1resim

Ressam : Jules Breton (1827-1906)
Resmin Adi : Young Pleasant Girl with a Hoe (1882)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 52 cm x 46 cm
Van Gogh'un Breton hayranığından bahsetmiştim, hatta Breton'u resim yaparken görmek için 130 km... High-res

Ressam : Jules Breton (1827-1906)

Resmin Adi : Young Pleasant Girl with a Hoe (1882)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu : 52 cm x 46 cm

Van Gogh'un Breton hayranığından bahsetmiştim, hatta Breton'u resim yaparken görmek için 130 km yol yürüdüğü söyleniyordu. Bu resim, en çok sevileceği yerde, Van Gogh koleksiyonunda. Bir Fransız realizm ustası olan Breton'u 4 Mayıs'ta anlatmıştım, hatırlamak isterseniz burada.

Ressam : Paul Gauguin (1848-1903)
Resim : Van Gogh Painting Sunflowers (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 73 cm x 91 cm
Gauguin ve Van Gogh'un haşin arkadaşlık döneminden, harika bir hatıra. Van Gogh, Ağustos'ta açan ve çok... High-res

Ressam  :  Paul Gauguin (1848-1903)

Resim  :  Van Gogh Painting Sunflowers (1888)

Nerede  : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu  : 73 cm x  91 cm

Gauguin ve Van Gogh'un haşin arkadaşlık döneminden, harika bir hatıra. Van Gogh, Ağustos'ta açan ve çok kısa süre taze kalan ayçiçeklerini resmetmek için inanılmaz çaba harcamıştı. 4 tane tamamlanmış ayçiçeği resminden sadece 2'sini layık bulup, Gauguin için hazırladığı odayı dekore etmekte kullandı. Gauguin ısrarlara dayanamayıp, Ekim ayında geldiğinde resimleri gördü. Gauguin, Van Gogh'un bu resmini yaptığında, ortalıkta ayçiçekleri falan yoktu, mevsimi geçmişti çoktan… Ama Gauguin, hayalgücüyle resmetmeyi iyi beceriyordu. Van Gogh'u, karşısında dikkatle bakarak çizeceği bir vazo dolusu ayçiçeği ile hayal etmişti. Belki de iki arkadaş arasında bir espriydi bu; sen bakarak çizersin, herkes seni böyle bilsin, ben olmayanı bile aklımdan çizerim demişti Gauguin. Gauguin'den 15 Mart'ta bahsetmiştim, hatırlamak isterseniz linki http://goo.gl/8Zi5L . Gauguin ve Van Gogh arasında geçenleri ise 13 Mart'ta Van Gogh'u anlatırken özetlemiştim, merak ederseniz onun linki de http://goo.gl/Qq2bf .

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)
Resim : Almond Blossom (1890)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu: 73,5 cm x 92 cm
Van Gogh 1890’da, yani hayatını kaybettiği senenin başında, çok sevdiği kardeşi Theo’dan bir mektup aldı.... High-res

Ressam : Vincent Van Gogh (1854-1890)

Resim : Almond Blossom (1890)

Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu: 73,5 cm x 92 cm

Van Gogh 1890’da, yani hayatını kaybettiği senenin başında, çok sevdiği kardeşi Theo’dan bir mektup aldı. Theo’nun bir oğlu olmuştu ve adını eşi ile birlikte Vincent koymuşlardı. Bu habere çok sevinen Van Gogh, onlara özel bir resim hediye etmek istedi. Hem Japon sanatı etkisinde olan, hem de Arles’de tomurcuk açan ağaçlardan etkilenen Van Gogh, bir badem ağacının tomurcuklarının patladığı, bembeyaz çiçekli halini mavi gökyüzü önünde boyayıverdi. Bu resim pek de Van Gogh’tan görmeye alışık olmadığımız tarza olduğundan, sevenlerinin gözünde ayrı bir yeri var. Doğu kültüründe, badem ağaçları Şubat’ta çiçek vererek, baharın gelişini müjdeliyor. Tıpkı küçük Vincent’ın doğumunu müjdeler gibi. Van Gogh’u 13 Mart’ta anlatmıştım, hatırlamak isterseniz linki http://goo.gl/hCixa .

Ressam : Emile Bernard (1868-1941)
Resim : Self-portrait with portrait of Paul Gauguin (1888)
Nerede : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda
Boyutu : 46,5 cm x 55,5 cm
Fransız post-impressionist ressam Bernard, sanatını izlenimcilikten ayırmak için... High-res

Ressam  :  Emile Bernard (1868-1941)

Resim  :  Self-portrait with portrait of Paul Gauguin (1888)

Nerede  : Van Gogh Museum, Amsterdam, Hollanda

Boyutu  : 46,5 cm x 55,5 cm

Fransız post-impressionist ressam Bernard, sanatını izlenimcilikten ayırmak için uyguladığı Cloisonnism ve Synthetism teknikleriyle tanınır. Cloisonnism, resimdeki formları koyu renk konturlarla ayırma, Synthetism ise karmaşık olanı basitleştirmek üzerindedir. Bernard, Lille’de doğdu. Kız kardeşi hastaydı ve ailesi tüm ilgisini hasta kızlarına vermişti. Bernard, hayattaki en büyük destekçisi olan, ananesinin yanında büyüdü. 10 yaşındayken Paris’e taşındılar, 16 yaşında güzel sanatlar eğitimine başladı. Aynı zamanda Toulouse-Lautrec'in stüdyosunda çalışmaya başladı. Resimlerinde belirli bir teknik oturmuştu, ne istediğini biliyordu, dolayısıyla eğitime aldırmayıp, sadece sevdiği şekilde çizmeye başladı. Böylece okuldan uzaklaştırıldı. Fransa’nın kuzey batısında bulunan Brittany bölgesine gitti, tüm bölgeyi yayan dolaştı ve çok etkilendi. Brittany’deki Port-Aven liman şehrinde Gauguin ile tanıştı, resim üzerine sohbet edip, arkadaş oldular. Port-Aven’de geçen bugünler, izlenimciliğin şekil değiştirmesinde çok önemli günlerdi. Bernard, resimlerin çok fazla karmaşa içerdiğini, bu sebeple gözlerin yorulduğunu ve zihinlerin asıl konuyu kaçırdığına inanıyordu. Resimleri sadeleştirmeye ciddi şekilde takılmıştı. Cloisonnism ve Synthetism tekniklerini kimin bulduğu biraz tartışma konusu olsa da, bunu en inanarak uygulayan ve Van Gogh, Gauguin gibi ressamlara ilham vererek akışı değiştiren, kesinlikle Bernard’dır. Bernard, Paris’e döndüğünde Van Gogh ile tanıştı, resimlerini gösterdi, ananesinin portresi ile Van Gogh'un beğenisini topladı. Bernard 1888’de tekrar Port-Aven’e döndü ve Gauguin ile daha yakın çalıştı, iyi dost oldular. Gauguin, Van Gogh’a meşhur Arles ziyaretini yaparken, yanında Bernard’ın  “Pardon” resmini de götürmüştü. Van Gogh resmi çok beğendi, hatta bir suluboya kopyasını yaptı. Kardeşi Theo’ya yazdığı mektupta, Bernard’ı övdü, ona destek olmasını istedi ve resmi çok beğendiğini ve bir kopyasına sahip olsa çok mutlu olacağını anlattı. 1888’den sonra Gauguin’in stilininde ciddi bir değişiklik oldu, ancak bu değişimle ilgili Bernard’dan hiç bahsetmedi. Bu durum Bernard’ı çok üzdü. Gerçi Gauguin o dönem, hatırlarsınız, Van Gogh’un delirmesi, vefatı gibi sorunlarla allak bullak olmuş ve Tahiti’ye yerleşmişti. Pek de Bernard’ı övecek hali yoktu. Ancak şu bi gerçek ki, Gauguin 35 yaşından sonra resim yapmaya başlamıştı ve 1888’den önce yaptığı resimlerin, bugün gözümüzde canlanan Gauguin stiliyle hiç alakası yoktu. Yani 40 yaşındaki Gauguin’in, 20 yaşındaki Bernard’dan etkilenmesi, hiç de şaşılacak bir konu değil. Bernard, 1893’te askere alınması söz konusu olunca, Mısır’a kaçtı. Mısır’da 10 yıl yaşadı ve evlendi. Paris’e dönmeden İspanya ve İtalya’yı da gezdi. 72 yaşında Paris’teki stüdyosunda vefat etti. Bernard, yaptığı Gauguin’li otoportreyi, Van Gogh’a adadı ve ona hediye etti. Paris’teki tanışmalarında Van Gogh, ondan, Gauguin’in bir portresini yapmasını istemişti. Bernard, Port-Aven’e geri döndüğünde, kendi portresini yapıp, arka plana da duvarda asılı Gauguin portresini ekledi. Van Gogh’a sunduğu gerekçe, “henüz Gauguin’in portresini yapacak kadar usta olmadığımdan, denemeye çekindim” oldu. Yalan diye buna denir! Herhalde sadece kendi resmini armağan etmek istemişti ve Van Gogh’u kırmamak için Gauguin’i ekleyivermişti. Gauguin de kendi otoportresini ve arkada duvarda Bernard’ın portresi ile birlikte yapıp Van Gogh’a gönderdi. Bugün her ikisini de Van Gogh müzesinde sergileniyor. Adı geçen resimleri buradan http://goo.gl/ZwfaI görebilirsiniz.