Posts tagged Uffizi
Ressam : Sandro Botticelli (1445-1510)
Resmin Adi : La Primavera - Spring (1477-1482)
Nerede : Uffizi, Floransa, İtalya
Boyutu : 203 cm x 314 m
Botticelli, yani Rönesans’ın persfektif ve anatomi konusunda sınıfta kalmış, ama aynı zamanda her tür güzelliği (bir kadın veya bir çiçek), inanılmaz detaylı ve zarif resmedebilen abisi. Botticelli bu resmi kuzen Medici’nin (Pierfrancesco) siparişiyle yapmıştı. Her zamanki gibi güzellik ve zarafet konusundaki takıntısını özene bezene bu resme işledi. Resimde yaklaşık 170 çeşit çiçek var, toplamda 500’e yakın çiçek incelikle resme yerleştirilmiş. Resim baharı anlatıyor ve resimdeki her bir karakter Botticelli’nin eklediği detaylar sayesinde belirgin. Merkezde Venüs, malum denizde veya yatakta olmadığından giyinik. Venüs’ün etrafında, ağaçların arasında görünen gökyüzüne dikkat edin. Onu iki kanatlı bir tak gibi sarıyor. Venüs’ün hemen üzerinde Eros, okunu 3 güzel tanrıçaya doğrultmuş. Bu tanrıçalar neşeyi, çiçeklenmeyi ve zarafeti temsil ediyor. En soldaki Merkür, ticaretin tanrısı; tanrıların habercisi olan. Onu ayağındaki kanatlı ayakkabılarından tanıyoruz. En sağdaki mavi tenli Zephyrus, rüzgar tanrısı Anemo’inin batı rüzgarları sorumlusu, baharda üflediği meltemle yazı hissettiren. Zephyrus’un geliş sebebi belli, mitolojiye göre gökyüzünden Flora için geliyor. Sırtından yakaladığı, paniklemiş olan kadın Flora, Zephyrus’un üflemesiyle hamile kalıyor ve bir anda güzeller güzeli Spring’e dönüşüyor. Yani o sağdaki yan yana iki kadın aynı kişiler, hamile kalmasıyla birlikte yaşadığı dönüşümü gösteriyor. Bu resim Rönesans döneminin en ünlü resimlerinden biri olmasıyla beraber, hakkında en çok konuşulan, sırrı çözülmeye çalışılan resimlerden de biri. Ne sırrıysa o, anlayabilmiş değilim. Mitolojik karakterler bir arada, bahar ayına bir gönderme var, acaba cinselliği mi anlatıyor, gizemi nedir, neden vs vs… Bazen insanların sırf boş vakit değerlendirmek için soru ürettiğini düşünüyorum. Resmin adı da bahar, anlattığı da bahar işte, niye gizem arıyorsunuz? Tanrıçalar bir arada, çiçeklerle birlikte baharın gelişi kutluyor. Herkes aşka gelmiş, ticaret tanrısı Merkür bile dalından meyve yiyiyor, keyfine diyecek yok. Biraz çirkince olan Flora, hamile kalıp güzeller güzeli Spring’e dönüşüyor. Bence tüm Botticelli resimlerindeki ortak gizem, bir Rönesans dahisinin nasıl olup da perspektif konusunda bu kadar başarısız olup, yine de resimlerinde ön planda tuttuğu güzelliğin, eksiklerinin farkedilmesine izin vermeyecek kadar üstün gelmesidir. Baksanıza, resimde neredeyse kimsenin ayağı yere adam akıllı basmıyor, ormanda değil havada dizili gibiler. Ama ilk bakışta biz bunu görüyor muyuz ya da umurumuzda mı tabi ki hayır! Botticelli’nin hayatını ve Venus and Mars resmini 21 Mart‘ta anlatmıştım. 31 Mayıs‘ta The Birth of Venus’ü anlatmıştım. 27 Ağustos‘ta ise Fortitude resmine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın.
Ressam : Sandro Botticelli (1445-1510)
Resmin Adi : Fortitude (1780)
Nerede : Uffizi, Floransa, İtalya
Boyutu : 167 cm x 87 cm
Botticelli’den daha önce 2 kez Venüs resimleri vesilesiyle bahsetmiştim. Fortitude ise 7’li erdem resimleri serisinde Botticelli’nin tek resmi. Botticelli’nin hayatını, Venüs ve Mars resmini hatırlamak isterseniz burada ,Venüs’ün Doğuşu resmini hatırlamak isterseniz burada .
Ressam : Sandro Botticelli (1445-1510)
Resmin Adi : The Birth of Venus (1486)
Nerede : Uffizi, Floransa, İtalya
Boyutu : 172,5 cm x 278,5 m
Botticelli’nin Venüs ve Mars’ını 21 Mart’ta anlatmıştım, hatırlamak isteyenler için resmin öyküsü ve Botticelli’nin kısa hayatı bu http://goo.gl/15VTq linkte. Venüs’un doğuşu ise Venüs ve Mars’tan 3 yıl sonra, yine Floransa’da yaptı ve Venüs’ü tasvir ederken imkansız aşkını, yani çoktan vefat etmiş olan Vespucci’yi düşledi. Mitolojide Venüs’ün doğuş hikayesi oldukça enteresan. Kronus, babası Uranüs’e kızar ve babasının cinsel organını kesip denize fırlatır. Bu şekilde deniz Kranus tarafından döllenmiş olur ve güzeller güzeli Venüs doğar, hem de büyümüş serpilmiş bir şekilde. Bu resim, sanat düşmanı meşhur din ve devlet adamı Savonarola elinden yakılmaktan zor kurtuldu, bunda elbette Boticelli’nin Medici koruması altında olmasının etkisi. Botticelli’nin Venüs tasvirinde, rüzgarlar Venüs’ü kıyıya iter, çiçerler döker, denizkabuğu kadın cinsel rganını simgelemektedir. Mevsim tanrıçası Horae ise, karada Venüs’ü bekler, çıplak bedenini örtmek üzere elinde örtü vardır. Resimde Botticelli’nin Venüs’ü anormal vücut oranları içerir. Omuzları olmaması gerektiği açıda, her ikisi de düşük, boynu aşırı uzundur. Denizkabuğu üzerindeki duruşu, perspektif açısından doğru değildir. Ama Botticelli’nin kadın tasvirleri, özellikle de ilahlaştırdığı aşkı Vespucci’yi tasvir şekli, gözün gördüğğü olması gereken değil, göze daha güzel görünen üzerine odaklıydı. Uffizi müzesinde bu resmi bulduğumda, şans eseri, özel rehber ile dolaşan bir çiftin tam arkasındaydım. Rehberin anlattıklarına kulak kabarttığımda duydum ki, bu resim aslında Botticelli’nin farkında olmadan, manyerizm akımını başlatmasına örnek olabilirmiş.
Ressam : Parmigianino (1503-1540)
Resmin Adi : Madonna with the Long Neck (1834)
Nerede : Uffizi, Floransa, İtalya
Boyutu : 216 cm x 132cm
İtalyan ressam Parmigianino, henüz 2 yaşındayken babasını kaybetti. Onu, yetenekli ressam amcaları büyüttü. Böylece Parmigianino 18 yaşına geldiğinde, kendi projeeini tamamlayan bir ressam olmuştu bile. Parmigianino, Maniyerizm üslübuna daha yakındı, yani resimlerindeki insanlar biraz deformeydi diyebiliriz J 21 yaşında Roma’ya gittiğinde, “Raphael’in yeniden doğuşu” olarak anıldı. Haksız da değillerdi; belki komposizyonları Raphael kadar ilahi değildi ama, Meryem ve melek tasvirleri büyüleyiciydi. Bir süre Bologna’da resim yaptıktan sonra, yeni projesi için 1530’da Parma’ya gitti. Parma’da bir kahraman olarak karşılanmıştı. Ancak Parma’da aldığı projeyi, zamanında teslim etmediği için başı belaya girdi. 1537’de tamamlamadığı bu iş için mahküm edilince Casal Maggiore’ye kaçtı. İnanılmaz başarı bir ressam iken, kaçak ve sefil olarak henüz 37 yaşındayken vefat etti. Madonna with the Long Neck – Uzun Boyunlu Meryem , Parma’dayken yapmaya başladığı; ancak beklenmeyen mahkümiyetin ardından kaçmasıyla tamamlayamadığı resimleri arasındaydı. Gerçi, bu resme daha ne ekleyecekti, ne güzellik katacaktı bilinmez. Dikkat ederseniz, Meryem, solda görünen meleklere kıyasla, oldukça iri. Hatta kucağındaki İsa da, bir bebek için çok büyük. Parmigianino öyle uygun görmüş diyelim. Meryem’i zengin kumaşlar içinde ve bu kadar mutlu görmek çok güzel. Parmigianino’nun özellikle kadın tasvirleri nerede görsek tanıyacağımız türden; çehreleri, ışıltıları ve yüzlerinden kulaklaklarına uzanan “şeftali tüylerine” kadar, fazlasıyla gerçek ve büyüleyiciler.