Claude Monet

Showing 8 posts tagged Claude Monet

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : La cathédrale de Rouen, effet du matin - Rouen Cathedral, morning effect (1893)
Nerede : Orsay, Paris, Fransa
Boyutu : 106,5 cm x 73,2 cm
Monet, 1892-93 yıllarında Rouen Katedrali'nin 30'dan fazla resmini yapmıştı. 250 tane nilüfer boyayan bir ressam için, bu katedral pek de takıntı sayılmaz. Monet bu resimleri yapabilmek için katedralin karşısında bir oda kiralamış, sokakta kenarda köşede yaptığını düşünmeyin. Bu onun için ciddi bir projeydi. Bir serginin tamamını bu konuya ayırmak istiyordu. Elbette konu olarak bu katedrali seçmiş görünse de, projenin amacı belliydi; ışığın bir resmi nasıl değiştirdiği. Bu farklı mevsimlerde ve günün farklı saatlerinde katedralin büründüğü renklerin bir şöleni. Monet, bu resimleri yaparken, her gün farklı bir ışık, farklı bir renk keşfettiğinden ve bunun onu nasıl şaşırttığından bahsediyor. Her ne kadar amacı tüm ışıkları resmetmek olsa da, her geçen gün bunun imkansız bir proje olduğunu daha çok farkına varmış. Monet bunu kasıtlı olarak mı planlamıştı bilinmez ama izlenimcilere burun kıvıranlar dahi, dini sebepler bu resimleri pek bir sevmişler. Hatta resimlerin 8 tanesi sergi sırasında satılmış. Rouen Katedrali‘ni görmek isterseniz 360 derece görüntüsü burada. Serinin resimlerini günün saatine göre görmek isterseniz o da burada.  Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine, 26 Eylül‘de “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond” resmine ve 18 Ocak‘ta “Impression : Sun Rise” resmine ve 27 Ocak'ta “San Giorgio Maggiore by Twilight" yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : La cathédrale de Rouen, effet du matin - Rouen Cathedral, morning effect (1893)

Nerede : Orsay, Paris, Fransa

Boyutu : 106,5 cm x 73,2 cm

Monet, 1892-93 yıllarında Rouen Katedrali'nin 30'dan fazla resmini yapmıştı. 250 tane nilüfer boyayan bir ressam için, bu katedral pek de takıntı sayılmaz. Monet bu resimleri yapabilmek için katedralin karşısında bir oda kiralamış, sokakta kenarda köşede yaptığını düşünmeyin. Bu onun için ciddi bir projeydi. Bir serginin tamamını bu konuya ayırmak istiyordu. Elbette konu olarak bu katedrali seçmiş görünse de, projenin amacı belliydi; ışığın bir resmi nasıl değiştirdiği. Bu farklı mevsimlerde ve günün farklı saatlerinde katedralin büründüğü renklerin bir şöleni. Monet, bu resimleri yaparken, her gün farklı bir ışık, farklı bir renk keşfettiğinden ve bunun onu nasıl şaşırttığından bahsediyor. Her ne kadar amacı tüm ışıkları resmetmek olsa da, her geçen gün bunun imkansız bir proje olduğunu daha çok farkına varmış. Monet bunu kasıtlı olarak mı planlamıştı bilinmez ama izlenimcilere burun kıvıranlar dahi, dini sebepler bu resimleri pek bir sevmişler. Hatta resimlerin 8 tanesi sergi sırasında satılmış. Rouen Katedrali‘ni görmek isterseniz 360 derece görüntüsü burada. Serinin resimlerini günün saatine göre görmek isterseniz o da burada.  Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine, 26 Eylül‘de “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond” resmine ve 18 Ocak‘ta “Impression : Sun Rise” resmine ve 27 Ocak'ta “San Giorgio Maggiore by Twilight" yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : San Giorgio Maggiore by Twilight (1908)
Nerede : National Museum Cardiff, Cardiff, Galler
Boyutu : 65,2 cm x  92,4 cm
Monet, Venedik'e ikinci eşi Alice ile birlikte 1908 sonbaharında gitmişti. Her akşam gondolla kanallarda gezinip, manzaranın tadını çıkardılar. Monet, Venedik'i çok sevmişti. Hatta buraya daha gençken, daha arsızken gelmiş olmayı dilemişti. Monet'nin Venedik'te yaptığı muhteşem resimler, O'nun için yeterli değildi, aceleye gelmişti. Monet'ye göre Venedik daha fazlasını hakediyordu. (Venedik resimleri Günde 1 Resim facebook albümünde) Bu resim Venedik'e güney doğudan girerken görünen manzarayı yansıtıyor. Solda heybetli San Giorgio Maggiore Bazilikası, hemen sağda Santa Maria della Salute ve belli belirsiz kubbeleri görünüyor. Tam da akşam basmak üzereyken, alacakaranlık vakti ortaya çıkan bu renkler Monet için mükemmel bir konu olmuş. Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine, 26 Eylül‘de devasa “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond” resmine ve 18 Ocak‘ta izlenimciliği başlatan “Impression : Sun Rise" resmine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : San Giorgio Maggiore by Twilight (1908)

Nerede : National Museum Cardiff, Cardiff, Galler

Boyutu : 65,2 cm x  92,4 cm

Monet, Venedik'e ikinci eşi Alice ile birlikte 1908 sonbaharında gitmişti. Her akşam gondolla kanallarda gezinip, manzaranın tadını çıkardılar. Monet, Venedik'i çok sevmişti. Hatta buraya daha gençken, daha arsızken gelmiş olmayı dilemişti. Monet'nin Venedik'te yaptığı muhteşem resimler, O'nun için yeterli değildi, aceleye gelmişti. Monet'ye göre Venedik daha fazlasını hakediyordu. (Venedik resimleri Günde 1 Resim facebook albümünde) Bu resim Venedik'e güney doğudan girerken görünen manzarayı yansıtıyor. Solda heybetli San Giorgio Maggiore Bazilikası, hemen sağda Santa Maria della Salute ve belli belirsiz kubbeleri görünüyor. Tam da akşam basmak üzereyken, alacakaranlık vakti ortaya çıkan bu renkler Monet için mükemmel bir konu olmuş. Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine, 26 Eylül‘de devasa “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond” resmine ve 18 Ocak‘ta izlenimciliği başlatan “Impression : Sun Rise" resmine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : Impression : Sun Rise (İzlenim : Gündoğumu) (1873)
Nerede : Musee Marmottan, Paris, Fransa
Boyutu : 48 cm x  63 cm
İşte o resim, izlenimciliğe adını veren, herşeyi başlatan bu resim! Monet, 1869'da başarısız kariyeri, zorlu özel hayatı, bir de üstüne parasızlık derken kendini Seine nehrine atıp, intihar etmişti. Tam bir çöküş! Anlatmıştım, hatırlarsınız. Ölmeyince şansını zorlamaya karar verdi, savaştan kaçıp Londra'ya gitti, Turner onu büyüledi. Paris'e geri döndüğünde sanat tarihini değiştirecek, Fransa'yı resim sanatında yep yeni bir yere taşıyacak dev adımını attı. Bu resme Impression yani İzlenim adını vermişti. Gözüyle gördüğünü, manzaranın açık havadaki görüntüsünü baz alarak değil de, ışığın ona sunduğu yanılsamayı resimlerine aktarmaya karar vermişti. Resmi görenler şoka girdi, dalga geçti. Aslını beceremediği için -miş gibi yapmış, izlenimini aktarmış dediler. İzlenimci sözü, bir hakaret gibi kullanılmaya başladı. Sonrasını biliyorsunuz, Salon'a kaşı gelen bir grup arkadaş bu tarzda resimler yapmayı sürdürdü, kendi sergilerini açtı ve dünyaya yepyeni bir akım kazandırdı. İlginç bir site buldum, resimdeki ışık ve renkler değiştiğinde yarattığı ilüzyonu anlatıyor. Bu linkte Monet'nin İzlenim resminin ışığıyla oynayabilirsiniz, diğer linkleri de karıştırırsanız, ilginç şeyler var. Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine ve 26 Eylül‘de devasa “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond" resmine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın. High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : Impression : Sun Rise (İzlenim : Gündoğumu)
 (1873)

Nerede : Musee Marmottan, Paris, Fransa

Boyutu : 48 cm x  63 cm

İşte o resim, izlenimciliğe adını veren, herşeyi başlatan bu resim! Monet, 1869'da başarısız kariyeri, zorlu özel hayatı, bir de üstüne parasızlık derken kendini Seine nehrine atıp, intihar etmişti. Tam bir çöküş! Anlatmıştım, hatırlarsınız. Ölmeyince şansını zorlamaya karar verdi, savaştan kaçıp Londra'ya gitti, Turner onu büyüledi. Paris'e geri döndüğünde sanat tarihini değiştirecek, Fransa'yı resim sanatında yep yeni bir yere taşıyacak dev adımını attı. Bu resme Impression yani İzlenim adını vermişti. Gözüyle gördüğünü, manzaranın açık havadaki görüntüsünü baz alarak değil de, ışığın ona sunduğu yanılsamayı resimlerine aktarmaya karar vermişti. Resmi görenler şoka girdi, dalga geçti. Aslını beceremediği için -miş gibi yapmış, izlenimini aktarmış dediler. İzlenimci sözü, bir hakaret gibi kullanılmaya başladı. Sonrasını biliyorsunuz, Salon'a kaşı gelen bir grup arkadaş bu tarzda resimler yapmayı sürdürdü, kendi sergilerini açtı ve dünyaya yepyeni bir akım kazandırdı. İlginç bir site buldum, resimdeki ışık ve renkler değiştiğinde yarattığı ilüzyonu anlatıyor. Bu linkte Monet'nin İzlenim resminin ışığıyla oynayabilirsiniz, diğer linkleri de karıştırırsanız, ilginç şeyler var. Monet’nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmine, 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” resmine, 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resmine ve 26 Eylül‘de devasa “Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond" resmine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerine tıklayın.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond (1914-1926)
Nerede : Moma, New York, ABD
Boyutu : 2 m x 12,76 m

1. Dünya Savaşı başladığında, Monet'nin ajandası farklıydı; Nilüferler! Elbette Nilüfer'ler Monet için Giverny'ye taşındığı 1883'ten beri önemliydi ama bu sefer durum başkaydı; Monet üst üste tam 250 tane nilüfer resmi boyadı! Resimlerine yeni bir boyut katmak istedi. Onları büyük salonlarda, devasa boyutlarda, bütün ortamı değiştirecek, yeni bir atmosfer yaratacak şekilde hayal ediyordu. Giverny'deki cennetinde, o nilüferlere baktığında, suyun üzerindeki bulut yansımaları ile birlikte adeta gökyüzünü unutuyordu. İşte insanlara vermek istediği his de buydu. Su üzerindeki yansımalar ve nilüferler ile insanlara kendini bir çiçek akvaryumuna bakar gibi hissettirmek! Monet, Başbakan ile olan yakın ilişkilerini kullarak Musée de l'Orangerie'de kendine hayal ettiği gibi oval bir oda tasarlatmayı başardı. Nilüferlerinden 8 tanesi bu oval odayı çerçeveleyecek ve istediği akvaryum hissini insanlara verebilecekti. Ancak malesef sergiye açıldığında Monet vefat etmişti. Sergi açıldığında Fransa'da modern sanat rüzgarları esiyordu ve çok bilmiş sanat sever çevre Nilüferlere “hoşmuş” dedi, geçti. Bugün Monet'nin nilüferleri Hawai'den Japonya'ya, İsviçre'den Kansas'a kadar dünyanın 4 bir yanına yayılmış durumda. 2007'de biri 18,5 milyon pounda, 2008'de biri 41 milyon pounda alıcı buldu. Monet'nin gözlerinde 1900'lerin başlarında ciddi bir problem başlamıştı, arkadaşı Degas gibi kör olmak en büyük korkusuydu. Sorun katarakt olmasıydı, basit bir ameliyatla çözebilirdi ama o 1920'ye kadar erteledi. Bu Nilüfer resimlerinin yapıldığı tarihler tama olarak bilinmiyor, 1914'ten vefatına kadar yaptığı için tarih aralığı çok geniş. Ama katarakt ameliyatı sonrası mavi renk ile olan sorununun çözüldüğünü ve bu Moma versiyonunda mavi rengin ağırlığını göz önünde bulundurursak, bu resmin 1920'den sonra yapıldığını varsayabiliriz. Bu resim, sol, orta ve sağ olmak üzere 3 panelden oluşuyor. Moma, Monet'in arzu ettiği oval odayı sağlayamamış olsa da resimleri mümkün olduğunca oval sergilemekte. Bu devasa resim karşısında dikildiğinizde, tam da Monet'nin hayal ettiği gibi çiçek akvaryumunda kaybolacağınızdan emin olabilirsiniz. Resmin Moma'da sergilendiği alanı ve 3 panelin detaylı resimlerini Facebook albümünde bulabilirsiniz. Bu bahsettiğim 5. Monet resmiydi. Monet'nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle 30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmini  ve 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” ve 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resimlerini anlatmıştım, resimlere tarih linklerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : Reflections of Clouds on the Water-Lily Pond (1914-1926)

Nerede : Moma, New York, ABD

Boyutu : 2 m x 12,76 m

1. Dünya Savaşı başladığında, Monet'nin ajandası farklıydı; Nilüferler! Elbette Nilüfer'ler Monet için Giverny'ye taşındığı 1883'ten beri önemliydi ama bu sefer durum başkaydı; Monet üst üste tam 250 tane nilüfer resmi boyadı! Resimlerine yeni bir boyut katmak istedi. Onları büyük salonlarda, devasa boyutlarda, bütün ortamı değiştirecek, yeni bir atmosfer yaratacak şekilde hayal ediyordu. Giverny'deki cennetinde, o nilüferlere baktığında, suyun üzerindeki bulut yansımaları ile birlikte adeta gökyüzünü unutuyordu. İşte insanlara vermek istediği his de buydu. Su üzerindeki yansımalar ve nilüferler ile insanlara kendini bir çiçek akvaryumuna bakar gibi hissettirmek! Monet, Başbakan ile olan yakın ilişkilerini kullarak Musée de l'Orangerie'de kendine hayal ettiği gibi oval bir oda tasarlatmayı başardı. Nilüferlerinden 8 tanesi bu oval odayı çerçeveleyecek ve istediği akvaryum hissini insanlara verebilecekti. Ancak malesef sergiye açıldığında Monet vefat etmişti. Sergi açıldığında Fransa'da modern sanat rüzgarları esiyordu ve çok bilmiş sanat sever çevre Nilüferlere “hoşmuş” dedi, geçti. Bugün Monet'nin nilüferleri Hawai'den Japonya'ya, İsviçre'den Kansas'a kadar dünyanın 4 bir yanına yayılmış durumda. 2007'de biri 18,5 milyon pounda, 2008'de biri 41 milyon pounda alıcı buldu. Monet'nin gözlerinde 1900'lerin başlarında ciddi bir problem başlamıştı, arkadaşı Degas gibi kör olmak en büyük korkusuydu. Sorun katarakt olmasıydı, basit bir ameliyatla çözebilirdi ama o 1920'ye kadar erteledi. Bu Nilüfer resimlerinin yapıldığı tarihler tama olarak bilinmiyor, 1914'ten vefatına kadar yaptığı için tarih aralığı çok geniş. Ama katarakt ameliyatı sonrası mavi renk ile olan sorununun çözüldüğünü ve bu Moma versiyonunda mavi rengin ağırlığını göz önünde bulundurursak, bu resmin 1920'den sonra yapıldığını varsayabiliriz. Bu resim, sol, orta ve sağ olmak üzere 3 panelden oluşuyor. Moma, Monet'in arzu ettiği oval odayı sağlayamamış olsa da resimleri mümkün olduğunca oval sergilemekte. Bu devasa resim karşısında dikildiğinizde, tam da Monet'nin hayal ettiği gibi çiçek akvaryumunda kaybolacağınızdan emin olabilirsiniz. Resmin Moma'da sergilendiği alanı ve 3 panelin detaylı resimlerini Facebook albümünde bulabilirsiniz. Bu bahsettiğim 5. Monet resmiydi. Monet'nin hayatını “The Water Lily Pond” resmi vesilesiyle 30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran‘da “The Houses of Parliement” resmini  ve 5 Ağustos‘ta “Madame Monet and her Son” ve 31 Ağustos‘ta “The Corner of the Apartment” resimlerini anlatmıştım, resimlere tarih linklerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ressam : Claude Oscar Monet  (1840-1926)
Resmin Adi :  The Corner of the Apartment (1875)
Nerede : Orsay, Paris, Fransa
Boyutu :  81,5 cm x   60,5cm
Monet'nin simetrinin ahengini, müthiş bir ışıkla anlattığı gündelik hayat manzaralarından biri bu resim. Monet, İngiltere'den döndüğünde 8 yıl kadar Paris yakınlarındaki Argenteuil'de bu apartmanda yaşamıştı. Resimdeki oğlan Monet'nin oğlu Jean, burada 8 yaşında. Arkada görünen kadının eşi Camille olduğu sanılıyor. Jean'ın öne düşen yansıması harika. Apartman içindeki bitkilerin arasından adeta gözetleyen bu bakış açısı resmi saatlerce izlenesi yapıyor. Monet'nin hayatını The Water Lily Pond resmi vesilesiyle 30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran'da The Houses of Parliement resmini  ve 5 Ağustos'ta Madame Monet and her Son  resimlerini anlatmıştım, resimlere tarih linklerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : The Corner of the Apartment (1875)

Nerede : Orsay, Paris, Fransa

Boyutu : 81,5 cm x 60,5cm

Monet'nin simetrinin ahengini, müthiş bir ışıkla anlattığı gündelik hayat manzaralarından biri bu resim. Monet, İngiltere'den döndüğünde 8 yıl kadar Paris yakınlarındaki Argenteuil'de bu apartmanda yaşamıştı. Resimdeki oğlan Monet'nin oğlu Jean, burada 8 yaşında. Arkada görünen kadının eşi Camille olduğu sanılıyor. Jean'ın öne düşen yansıması harika. Apartman içindeki bitkilerin arasından adeta gözetleyen bu bakış açısı resmi saatlerce izlenesi yapıyor. Monet'nin hayatını The Water Lily Pond resmi vesilesiyle 30 Mart‘ta anlatmıştım. 13 Haziran'da The Houses of Parliement resmini  ve 5 Ağustos'ta Madame Monet and her Son  resimlerini anlatmıştım, resimlere tarih linklerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : Madame Monet and Her Son - Woman with parasol (1875)
Nerede : National Gallery of Art, Washington, ABD
Boyutu : 100 cm x  81 cm
Monet, Manet'in yönlendirmesiyle 1871 sonlarında Argenteuil'de kalacak bir yer keşfetmişti. Buradaki coğrafya, ona uzun zaman resimlerindeki en verimli dönemlerini yaşattı. Resimde Monet'nin büyük aşkı ve ilk eşi Camille, oğullarıyla beraber. Klasik bir portreden çok uzak, onlar Argenteuil'de güneşli bir günde gezintiye çıkmışlar ve Monet'nin objektifine yakalanmış gibiler. Monet bu resmi 1876'da sergilediğinde büyük ses getirmiş ve övgülere boğulmuştu. Monet'nin uzun ve yorucu hayatını 30 Mart‘ta anlatmıştım, The Water Lily Pond isimli muhteşem resmi eşliğinde. 13 Haziran'da ise The Houses of Parliament resminden bahsetmiştim, hatırlamak isterseniz tarihlere tıklayın. High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : Madame Monet and Her Son - Woman with parasol (1875)

Nerede : National Gallery of Art, Washington, ABD

Boyutu : 100 cm x  81 cm

Monet, Manet'in yönlendirmesiyle 1871 sonlarında Argenteuil'de kalacak bir yer keşfetmişti. Buradaki coğrafya, ona uzun zaman resimlerindeki en verimli dönemlerini yaşattı. Resimde Monet'nin büyük aşkı ve ilk eşi Camille, oğullarıyla beraber. Klasik bir portreden çok uzak, onlar Argenteuil'de güneşli bir günde gezintiye çıkmışlar ve Monet'nin objektifine yakalanmış gibiler. Monet bu resmi 1876'da sergilediğinde büyük ses getirmiş ve övgülere boğulmuştu. Monet'nin uzun ve yorucu hayatını 30 Mart‘ta anlatmıştım, The Water Lily Pond isimli muhteşem resmi eşliğinde. 13 Haziran'da ise The Houses of Parliament resminden bahsetmiştim, hatırlamak isterseniz tarihlere tıklayın.

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : The Houses of Parliament (Effect of Fog) (1903-04)
Nerede : Metropolitan, New York, ABD
Boyutu : 81,3 cm x  92,4 cm
Londra'nın ünlü Parlamento Binası, bir diğer adıyla Westminister Sarayı, Monet'nin 2. Londra seyahatinde adeta saplantısı oldu. Kaldığı odanın penceresinden görünen, Parlamento Binası manzarasını, günün farklı saatlerinde ve hava koşullarında, aynı boyuttaki tuvallere 13 kez resmetti. Bu sisli havada yaptığı versiyonu. Monet'yi 30 Mart'ta anlatmıştım, hatırlamak isteyenler için linki http://goo.gl/9u6vR . High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : The Houses of Parliament (Effect of Fog)
 (1903-04)

Nerede : Metropolitan, New York, ABD

Boyutu : 81,3 cm x  92,4 cm

Londra'nın ünlü Parlamento Binası, bir diğer adıyla Westminister Sarayı, Monet'nin 2. Londra seyahatinde adeta saplantısı oldu. Kaldığı odanın penceresinden görünen, Parlamento Binası manzarasını, günün farklı saatlerinde ve hava koşullarında, aynı boyuttaki tuvallere 13 kez resmetti. Bu sisli havada yaptığı versiyonu. Monet'yi 30 Mart'ta anlatmıştım, hatırlamak isteyenler için linki http://goo.gl/9u6vR .

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)
Resmin Adi : The Water Lily Pond (1889)
Nerede : Orsay, Paris, Fransa
Boyutu : 89 cm x  93 cm
Mone, Mone, Mone… Yaptıklarının hatırına, ismini doğru telafuz ederek başlayayım lafa.  İzlenimcilerin babası Monet, Paris’te doğdu, liman şehri La Havre’de büyüdü. Annesinin şarkıcı olması ona ilham verdi, sanatçı olmak istiyordu, babası gibi bakkal değil. Annesi ölüp de o Paris’e teyzesinin yanına taşınana kadar, sadece karikatür ve çizimlerini satmaktan bir sürü para biriktirmişti. Parisli ressamlar Louvre’da David’in resimlerini kopyalarken, o David’in öğrencisinden dersler almıştı, açıkhavada özgün resim yapmak istiyordu. 1861’de 7 yıllık sözleşme ile askere alındı. 1 yıl geçmeden biraz hastalanmasının etkisi, biraz da teyzesinin yardımıyla terhis oldu. Bir daha da ordu işlerinin, resimle arasına girmesine izin vermeyecekti. (1. Dünya Savaşı sırasında dibinde bomba patlarken bile resim yaptı.) Pissarro, Renoir, Sisley ve Bazille onun kırlarda birlikte resim yaptığı arkadaşlarıydı. 1865’te gelecekteki karısı Camille ile tanıştı. Camille ona modellik yapmıştı ve o resim Salon tarafından beğenilip sergilendi, büyük başarıydı amma velakin resmin Monet’nin bildiğimiz tarzı ile alakası yoktu. Zaten bu Salon’un kabul ettiği ilk ve son resmi oldu. O sırada Camille hamile kaldı, Monet’nin babası bu duruma kızdı ve Monet'in ona bile zor yeten harçlığı kesti. Salon’dan da red üstüne red geldi ve 1869’da en sonunda Monet ihtihar etti. Allahtan Seine nehrine atlamıştı ve ölmedi. Prusya savaşı sırasında Londra’daydı, Turner’ı inceledi, vizyon edindi. Fransa’ya döner dönmez de yeni resimler yaptı; bunlardan biri de “İzlenim : Gün Doğumu”ydu. 1973’te, Degas’la birlikte arkadaşlarına önderlik edip, ilk bağımsız serginin açılmasını sağladı. Sergideki resmi “İzlenim : Gün Doğumu” çok yeni bir yaklaşımdı. Klasik yaklaşım, var olanı her an herkesin gördüğü şekilde çizmeye motive ederken; Monet’nin yaklaşımı, gözün o an gördüğüyle, günün sadece o anının yansıttığı ışıkla resim yapmak üzerineydi. Resmi görenlerin genel kanısı resmin tamalanmamış ve beceriksizlik olduğu yönündeydi. “İzlenim” lafı tam da isabet olmuştu, gerçeği boyayamayanlar izlenimlerini boyardı ancak,  insanlar “izlenimciler” lafını hakaret niteliğinde kullanmaya başladılar. Monet ve arkadaşları başarısız oldu, resim satamadılar ama ne yapmak istediklerini bulmuşlardı. Monet aralıksız resim yapmayı sürdürdü, izlenimci arkadaşları arasında inanılmaz bir saygınlığı vardı. Yakışıklı ve giyimine özen gösteren biriydi. Konuşmasını ve ikna etmesini iyi beceriyordu, izlenimciliği başkalarına en iyi o anlatabildiği, soruları en net o cevaplayabildiği için izlenimciler arasında hep en önde oldu. 1876’da zengin çift Ernest ve Alice’den sipariş gelene kadar işler çok kötüydü. İki aile dost oldu. Ama çok geçmeden Ernest battı ve ailesini terk edip kaçtı. Monet işleri toparlayacağım derken daha da borçlanmıştı. Camille ve Monet, Alice’in evine taşındılar, fakirlikten güçleri birleştirmek zorunda kaldılar. Camille 1879’da vefat edince, Alice evdeki tek kadın oldu,  Monet rahat resim yapabilsin diye eve çeki düzen verdi, çocukları büyüttü. (Alice ve Monet ancak Ernest’in ölümüyle, 1892’de evlendiler. ) 1883’te Giverny’deki meşhur eve taşıdılar. Monet önce 25 kadar ot yığını resmi yaptı, her biri günün ayrı saatlerinde… Bu Montmartre’ın aynı açıdan 15 resmini yapan Pissarro için bile fazlaydı, kendini tekrar ediyorsun diye kızdı Monet’ye. Pissarro ölmeseydi ve Monet’nin nilüferlerin 250 kadar resmini yaptığını görse, muhtemelen Monet’nin delirdiğini düşünürdü.  Monet, savaş sonrasında hayatın düzelmesi ile birlikte ilişkilerini kullanarak bazı girişimlerde bulundu. Nülüferlerini 4-5 metrelik dev tablolara boyadı ve müzelerde bunlar için oval odalar yaptırmayı başardı, fakat geç kalmıştı. Fransızlar izlenimciliğe hazır mı diye düşünürken, modern sanat kavramı çoktan gelişmişti ve izlenimcilik demode bile kalmıştı. 1926’da Monet 86 yaşındayken vefat etti.  Yaşamı boyunca, izlenimci arkadaşları dışında, sanatının takdir edildiğine malesef şahit olamadı. Neyseki bugün “İzlenimcilik” akımı ve onun nilüferleri yeterince takdir topluyor. Benim Monet’ye olan hayranlığımın ispatı ise (umarım kendisi de böyle algılamıştır), Da Vinci’nin bebek İsa’sı üzerindeki hareye ve Michelangelo’nun Adem’inin eline ne kadar dokunmak istediysem, bu resimdeki nifülerlere de aynı kendini bilmez heyecanla dokunmak istemiş olmam. Nitekim biri Şiştina Şapeli’nin tavanında olduğundan, diğerinde ise Kraliçe’nin katı güvenliğine yakalandığımdan hayalim gerçek olamadı. Ama Orsay’daki güvenlik boşluğundan arsızca faydalanıp, nazikçe ama çok nazikçe bu resimde sağ altta görünen nilüfere dokundum, Monet’nin fırçalarını hayatım boyunca hatırlamak üzere hissettim. Bunu hakettiğime inandım, zarar da vermedim, yemin ederim. High-res

Ressam : Claude Oscar Monet (1840-1926)

Resmin Adi : The Water Lily Pond (1889)

Nerede : Orsay, Paris, Fransa

Boyutu : 89 cm x  93 cm

Mone, Mone, Mone… Yaptıklarının hatırına, ismini doğru telafuz ederek başlayayım lafa.  İzlenimcilerin babası Monet, Paris’te doğdu, liman şehri La Havre’de büyüdü. Annesinin şarkıcı olması ona ilham verdi, sanatçı olmak istiyordu, babası gibi bakkal değil. Annesi ölüp de o Paris’e teyzesinin yanına taşınana kadar, sadece karikatür ve çizimlerini satmaktan bir sürü para biriktirmişti. Parisli ressamlar Louvre’da David’in resimlerini kopyalarken, o David’in öğrencisinden dersler almıştı, açıkhavada özgün resim yapmak istiyordu. 1861’de 7 yıllık sözleşme ile askere alındı. 1 yıl geçmeden biraz hastalanmasının etkisi, biraz da teyzesinin yardımıyla terhis oldu. Bir daha da ordu işlerinin, resimle arasına girmesine izin vermeyecekti. (1. Dünya Savaşı sırasında dibinde bomba patlarken bile resim yaptı.) Pissarro, Renoir, Sisley ve Bazille onun kırlarda birlikte resim yaptığı arkadaşlarıydı. 1865’te gelecekteki karısı Camille ile tanıştı. Camille ona modellik yapmıştı ve o resim Salon tarafından beğenilip sergilendi, büyük başarıydı amma velakin resmin Monet’nin bildiğimiz tarzı ile alakası yoktu. Zaten bu Salon’un kabul ettiği ilk ve son resmi oldu. O sırada Camille hamile kaldı, Monet’nin babası bu duruma kızdı ve Monet'in ona bile zor yeten harçlığı kesti. Salon’dan da red üstüne red geldi ve 1869’da en sonunda Monet ihtihar etti. Allahtan Seine nehrine atlamıştı ve ölmedi. Prusya savaşı sırasında Londra’daydı, Turner’ı inceledi, vizyon edindi. Fransa’ya döner dönmez de yeni resimler yaptı; bunlardan biri de “İzlenim : Gün Doğumu”ydu. 1973’te, Degas’la birlikte arkadaşlarına önderlik edip, ilk bağımsız serginin açılmasını sağladı. Sergideki resmi “İzlenim : Gün Doğumu” çok yeni bir yaklaşımdı. Klasik yaklaşım, var olanı her an herkesin gördüğü şekilde çizmeye motive ederken; Monet’nin yaklaşımı, gözün o an gördüğüyle, günün sadece o anının yansıttığı ışıkla resim yapmak üzerineydi. Resmi görenlerin genel kanısı resmin tamalanmamış ve beceriksizlik olduğu yönündeydi. “İzlenim” lafı tam da isabet olmuştu, gerçeği boyayamayanlar izlenimlerini boyardı ancak,  insanlar “izlenimciler” lafını hakaret niteliğinde kullanmaya başladılar. Monet ve arkadaşları başarısız oldu, resim satamadılar ama ne yapmak istediklerini bulmuşlardı. Monet aralıksız resim yapmayı sürdürdü, izlenimci arkadaşları arasında inanılmaz bir saygınlığı vardı. Yakışıklı ve giyimine özen gösteren biriydi. Konuşmasını ve ikna etmesini iyi beceriyordu, izlenimciliği başkalarına en iyi o anlatabildiği, soruları en net o cevaplayabildiği için izlenimciler arasında hep en önde oldu. 1876’da zengin çift Ernest ve Alice’den sipariş gelene kadar işler çok kötüydü. İki aile dost oldu. Ama çok geçmeden Ernest battı ve ailesini terk edip kaçtı. Monet işleri toparlayacağım derken daha da borçlanmıştı. Camille ve Monet, Alice’in evine taşındılar, fakirlikten güçleri birleştirmek zorunda kaldılar. Camille 1879’da vefat edince, Alice evdeki tek kadın oldu,  Monet rahat resim yapabilsin diye eve çeki düzen verdi, çocukları büyüttü. (Alice ve Monet ancak Ernest’in ölümüyle, 1892’de evlendiler. ) 1883’te Giverny’deki meşhur eve taşıdılar. Monet önce 25 kadar ot yığını resmi yaptı, her biri günün ayrı saatlerinde… Bu Montmartre’ın aynı açıdan 15 resmini yapan Pissarro için bile fazlaydı, kendini tekrar ediyorsun diye kızdı Monet’ye. Pissarro ölmeseydi ve Monet’nin nilüferlerin 250 kadar resmini yaptığını görse, muhtemelen Monet’nin delirdiğini düşünürdü.  Monet, savaş sonrasında hayatın düzelmesi ile birlikte ilişkilerini kullanarak bazı girişimlerde bulundu. Nülüferlerini 4-5 metrelik dev tablolara boyadı ve müzelerde bunlar için oval odalar yaptırmayı başardı, fakat geç kalmıştı. Fransızlar izlenimciliğe hazır mı diye düşünürken, modern sanat kavramı çoktan gelişmişti ve izlenimcilik demode bile kalmıştı. 1926’da Monet 86 yaşındayken vefat etti.  Yaşamı boyunca, izlenimci arkadaşları dışında, sanatının takdir edildiğine malesef şahit olamadı. Neyseki bugün “İzlenimcilik” akımı ve onun nilüferleri yeterince takdir topluyor. Benim Monet’ye olan hayranlığımın ispatı ise (umarım kendisi de böyle algılamıştır), Da Vinci’nin bebek İsa’sı üzerindeki hareye ve Michelangelo’nun Adem’inin eline ne kadar dokunmak istediysem, bu resimdeki nifülerlere de aynı kendini bilmez heyecanla dokunmak istemiş olmam. Nitekim biri Şiştina Şapeli’nin tavanında olduğundan, diğerinde ise Kraliçe’nin katı güvenliğine yakalandığımdan hayalim gerçek olamadı. Ama Orsay’daki güvenlik boşluğundan arsızca faydalanıp, nazikçe ama çok nazikçe bu resimde sağ altta görünen nilüfere dokundum, Monet’nin fırçalarını hayatım boyunca hatırlamak üzere hissettim. Bunu hakettiğime inandım, zarar da vermedim, yemin ederim.