Ressam : Albrecht Dürer (1471-1528)
Resmin Adi : Self-Portrait or Portrait of the Artist Holding a Thistle (1493)
Nerede : Louvre, Paris, Fransa
Boyutu : 56 cm x  44 cm
Zamanının 600 yıl ilerisinde yaşayan Albrecht Dürer, beni ressamlar arasında en çok şaşırtanlardan biri. 21. yy’da yaşasaydı, hala ilginç bir sanatçı kabul edilirdi. Düşünün ki o, Michelangelo Sistine Şapel’i, Leonardo Mona Lİsa’yı boyarken, o tutup hiç görmediği bir gergedanın tavsirlerden yola çıkarak gravürünü yapmıştı. Bahsetmiştim, Avrupa Dürer’in gravüründen sonraki 3 yüzyıl boyunca gerganı sadece onun resminde gördü. Bu oto-portresi ise batı resim tarihindeki ilk oto-portre. Ressamların kalabalık komposizyonlarda kendilerini bir şekilde resme dahil etmeleri alışıldık bir şeydi ama oturup da kendini boyayana ilk kez rastlanıyordu. Bu da bir şey mi, hayatını anlatırken özellikle söylemiştim, Dürer dünya tarihinde logo ve ticari markayı ilk kullanan insan. Resim yapmaya o kadar düşkündü ki, ve bu resimleri makul fiyata satarak daha çok insana ulaştırmayı o kadar istiyorduki, taklitçileri çıkmıştı. Çareyi logosunu basmakta ve eğer taklit eden çıkarsa, imparatordan aldığı telif hakkını kullarak ceza çektirmeye bile hazırdı. Dürer, sen ne kadar tuttuğunu koparan, ne kadar dahi bir adammışsın! Dürer’in 22 yaşındayken yaptığı bu oto-portre bir ilk olarak geçiyor ama Dürer’in için ilk değil, o daha 13 yaşındayken karakalem ile oto-portresini yapmıştı bile. Dürer bu resmi yaptığında, babasının başgöz etmesi sonucu evlenmek üzereydi. Resimde tarihin hemen yanında bir not var, burada şöyle diyor : Yukarıdan ne yazıldığıysa, başıma geliyor”. Dürer’in dine, özellikle İsa’ya düşkünlüğünden bahsetmiştim, hatta sırf bu sebeple saçlarını uzatıyor İsa gibi pozlar veriyordu. Bu resimdeki bakışı da biraz şaşkın, henüz aynaya bakarak kendini resmetmeyi tam çözememiş gibi, ya da evleneceği için bu şaşkın halini bilinçli olarak eklemiş de olabilir. Elinde de bir deve dikeni, oldukça esprili. Dürer’in hayatını 29 Mart‘ta Mavi Kuzgun Kanadı resmi eşliğinde anlatmıştım. 7 Haziran‘da “Young Hare”ye ve 17 Ekim'de The Rhinoceros resimlerine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerini tıklayın.  

Ressam : Albrecht Dürer (1471-1528)

Resmin Adi : Self-Portrait or Portrait of the Artist Holding a Thistle (1493)

Nerede : Louvre, Paris, Fransa

Boyutu : 56 cm x  44 cm

Zamanının 600 yıl ilerisinde yaşayan Albrecht Dürer, beni ressamlar arasında en çok şaşırtanlardan biri. 21. yy’da yaşasaydı, hala ilginç bir sanatçı kabul edilirdi. Düşünün ki o, Michelangelo Sistine Şapel’i, Leonardo Mona Lİsa’yı boyarken, o tutup hiç görmediği bir gergedanın tavsirlerden yola çıkarak gravürünü yapmıştı. Bahsetmiştim, Avrupa Dürer’in gravüründen sonraki 3 yüzyıl boyunca gerganı sadece onun resminde gördü. Bu oto-portresi ise batı resim tarihindeki ilk oto-portre. Ressamların kalabalık komposizyonlarda kendilerini bir şekilde resme dahil etmeleri alışıldık bir şeydi ama oturup da kendini boyayana ilk kez rastlanıyordu. Bu da bir şey mi, hayatını anlatırken özellikle söylemiştim, Dürer dünya tarihinde logo ve ticari markayı ilk kullanan insan. Resim yapmaya o kadar düşkündü ki, ve bu resimleri makul fiyata satarak daha çok insana ulaştırmayı o kadar istiyorduki, taklitçileri çıkmıştı. Çareyi logosunu basmakta ve eğer taklit eden çıkarsa, imparatordan aldığı telif hakkını kullarak ceza çektirmeye bile hazırdı. Dürer, sen ne kadar tuttuğunu koparan, ne kadar dahi bir adammışsın! Dürer’in 22 yaşındayken yaptığı bu oto-portre bir ilk olarak geçiyor ama Dürer’in için ilk değil, o daha 13 yaşındayken karakalem ile oto-portresini yapmıştı bile. Dürer bu resmi yaptığında, babasının başgöz etmesi sonucu evlenmek üzereydi. Resimde tarihin hemen yanında bir not var, burada şöyle diyor : Yukarıdan ne yazıldığıysa, başıma geliyor”. Dürer’in dine, özellikle İsa’ya düşkünlüğünden bahsetmiştim, hatta sırf bu sebeple saçlarını uzatıyor İsa gibi pozlar veriyordu. Bu resimdeki bakışı da biraz şaşkın, henüz aynaya bakarak kendini resmetmeyi tam çözememiş gibi, ya da evleneceği için bu şaşkın halini bilinçli olarak eklemiş de olabilir. Elinde de bir deve dikeni, oldukça esprili. Dürer’in hayatını 29 Mart‘ta Mavi Kuzgun Kanadı resmi eşliğinde anlatmıştım. 7 Haziran‘da “Young Hare”ye ve 17 Ekim'de The Rhinoceros resimlerine yer vermiştim. Hatırlamak isterseniz tarih linklerini tıklayın.